İnsan hakları, en basit tanımı ile sırf insan olarak var olmanın sonucunda sahip olunan hakları ifade etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, temel insan haklarını belirleyen ilk yasal belge olan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne atıf yapmış ve üye devletlerin, bu bildiride açıklanan hakların evrensel ve etkin olarak tanınmalarını ve uygulanmalarını sağlamayı hedef aldığını belirtmiştir. Evrensel Bildiri’nin ikinci maddesinde, herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka türden kanaat, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş veya başka türden statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, bu Bildirgede belirtilen bütün hak ve özgürlüklere sahip olduğu hükme bağlanmıştır.[1] Evrensel Bildiri ’den farklı olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, üye devletlere, kendi yetki alanları içinde bulunan herkese Sözleşme’nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanma imkanı sağlama yükümlülüğü getirmiştir.2 AİHM sitesinde düzenli olarak birtakım istatistikler yayınlanmaktadır. Bu yazıda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından açıklanan 2021 yılı istatistikleri üzerinden Türkiye’de insan hakları incelenecektir.

Yukarıdaki grafikte, “applications pending before a judicial formation” terimi, bir yargı oluşumuna (Tek Yargıçlı oluşumlar, Komiteler, Daireler ve Büyük Daire) tahsis edilmiş ancak kesinleşmiş bir hüküm veya kararla sonuçlanmamış yani özetle karar için bekleyen başvuruları ifade etmektedir.3 Söz konusu tabloya bakıldığında Türkiye, total başvuruların 21.7%’sini kapsayan 15.250 başvuru ile, insan hakları ihlali başvurularında Rusya’nın ardından ikinci sırada yer almaktadır. Bu durum Türkiye’de insan haklarını en kısa özetle gözler önüne sermektedir.4 Bilindiği üzere AİHM başvuru şartlarından biri de iç hukuk yollarının tüketilmesi olduğundan, söz konusu başvuruların büyük bir kısmının (kabul edilebilirlik aşamasını geçenlerin) iç hukukta karşılık bulamamış olduğunun ayrıca altını çizmek gerekir.

Yukarıdaki tabloda ise, 2021 yılında yapılan tüm yargılamaların sayısı ve bu yargılamaların hangi temel hak ve özgürlüğün ihlaline ilişkin olduğu gösterilmektedir. Türkiye 78 yargılama ile Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Romanya’dan sonra dördüncü sırada yer almaktadır. Mahkeme, söz konusu 78 yargılamanın sadece iki tanesinde hiçbir ihlal bulunmadığına karar vermekle beraber geri kalan 76 yargılamada ise ‘en az bir ihlal’ bulunduğu kararını vermiştir.5 İhlal iddiası üzerine en çok yargılamanın yapıldığı haklar ise sırasıyla ifade özgürlüğü (AİHS m.10), özgürlük ve güvenlik hakkı (AİHS m.5), adil yargılanma hakkı (AİHS m.6), özel ve aile hayatına saygı hakkı (AİHS m.8) ve mülkiyetin korunması hakkıdır (AİHS 1 No’lu Ek Protokol m.1). Aynı zamanda Türkiye, ifade özgürlüğü kapsamında aleyhine en fazla ihlal kararı verilen ülke konumundadır.

Sonuç olarak, Türkiye’nin insan hakları karnesinin çok iyi durumda olduğu söylenemez. Geçtiğimiz yıllar içerisinde de durum gitgide daha kötü bir hal almaktadır. Bu aşamada insan haklarının etkin korunması ile demokrasi arasındaki sıkı ilişkinin de altını çizmek gerekir zira insan hakkı ihlallerindeki artışın en temel sebeplerinden biri olarak demokrasi alanındaki gerileme sayılabilir. Gerek AİHM tarafından açıklanan veriler gerekse ülke gündeminde karşılaşılan haberler göz önüne alındığında, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için daha fazla ilgi ve çaba gösterilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.

Kaynakça

  1. Universal Declaration of Human Rights

Universal Declaration of Human Rights | United Nations

  • European Convention on Human Rights

European Convention on Human Rights (coe.int)

  • Glossary of Statistical Terms

 Glossary of statistical terms (coe.int)

  • Pending Applications 01/01/2022

Pending applications / Requêtes pendantes (coe.int)

  • Violations by Article and by State 2021

Violations by Article and by State (coe.int)